Haber Focus

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzmanlar Açıklıyor

Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzmanlar Açıklıyor

Haber Focus Haber Focus -
67 0
genetik ortaklık - Meme ve Prostat Kanseri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzmanlar Açıklıyor

Meme ve Prostat Kanserleri Arasında Gizli Bir Bağlantı Var mı?

Sağlık dünyasında heyecan yaratan bir gelişmeyle birlikte, farklı organlarda ortaya çıkan meme ve prostat kanserleri arasındaki şaşırtıcı genetik ortaklıklar mercek altına alındı. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, bu iki kanser türünün görünürdeki farklılıklarına rağmen, ortak genetik risk faktörlerini paylaştığını vurguladı. Bu durum, aile öyküsünün önemini bir kat daha artırırken, kişiye özel tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde de kritik bir rol oynuyor.

BRCA Mutasyonları: Ortak Bir Risk Faktörü

Prof. Dr. Burak Turna’nın açıklamalarına göre, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, hem kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini, hem de erkeklerde daha genç yaşlarda görülen agresif prostat kanseri riskini belirgin şekilde yükseltiyor. Bu genetik yatkınlık, aile geçmişinin genetik değerlendirmelerde neden bu kadar merkezi bir rol oynadığını da ortaya koyuyor.

Örneğin, erken yaşta veya agresif tipte meme kanseri teşhisi konulan bir annede BRCA mutasyonu saptandığında, oğlunun prostat kanseri açısından detaylı bir genetik taramadan geçmesi büyük önem taşıyor. Benzer şekilde, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri teşhisi almış bir babanın kızında da meme kanseri riskini tetikleyebilecek genetik değişiklikler gözlemlenebiliyor. Bu karşılıklı ilişki, kanser türleri arasındaki genetik ortaklıkların anlaşılmasının ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.

Kanserlerin Yüksek Görülme Sıklığı ve Genetik Bağlantının Önemi

Prof. Dr. Turna, Türkiye ve dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu hatırlattı. Her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşı karşıya kalma riski taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Turna, prostat kanserinin de erkeklerde en yaygın kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Erkeklerde yaşam boyu prostat kanseri görülme riskinin %12-15 civarında seyrettiğini ekledi. Bu istatistikler, iki kanser türünün altında yatan genetik ortaklıkların anlaşılmasını daha da acil hale getiriyor.

Genetik Analizler: Sadece Risk Belirlemekle Kalmıyor

Genetik analizlerin sadece bireylerin kanser riskini belirlemekle kalmadığını, aynı zamanda erken teşhis stratejilerinin oluşturulmasında da kritik bir rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Turna, bu analizlerin gereksiz tedavilerin önüne geçilmesinde ve aile bireylerinin risk düzeylerinin doğru bir şekilde belirlenmesinde de paha biçilmez bir araç olduğunu ifade etti.

Ayrıca, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin planlanması açısından da genetik analizlerin büyük önem taşıdığını belirtti. Bu ilaçlar, belirli kanser hücrelerindeki DNA onarım mekanizmalarındaki kusurlardan yararlanarak, kanserli hücrelerin seçici olarak yok edilmesini sağlıyor. Bu nedenle, genetik profilin bilinmesi, en uygun ve etkili tedavi yönteminin belirlenmesinde kilit rol oynuyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir